Özcan Güner Yazdı: Bayramımız Bayram Ola!
BAYRAMIMIZ BAYRAM OLA!
“Size kendi içinizden öyle bir peygamber geldi ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona pek ağır gelir. O size çok düşkün, mü’minlere çok şefkatli, çok merhametlidir.”
(Tevbe Suresi /128.)
Özcan GÜNER
Allah’ın selamı rahmeti izzet ve ikramı üzerinize olsun. Kıymetli dostlarım. Ramazan ayının başı ortası son on günü, bin aydan hayırlı kadir gecesi derken artık Ramazan Ayının sonunda bayrama erdik şükür. Bayrama eremeyen nice tanıdıklarımız var aramızdan sessizce ayrıldılar. Rabbimizden niyazımız daha nice bayramlara sevdikleriniz ile beraber sağlıcakla eresiniz.
Mutlaka sizlerin de zihninizde unutamadığınız bayram hatıraları vardır. Çocuk iken arkadaşlarımız ile beraber köydeki tüm haneleri gezerek şeker toplama yarışmasına girmek en heyecanlı işimizdi. Hele; hazır giyim ürünü elbise bu kadar çok olmadığı için bayramdan aylar öncesi takım elbise siparişi vermek, en az üç kez prova yapmak için ilçeye gitmek çocukluk anılarımızın en önemli günleri idi. Pantolonun paçaları en az yirmi cm, en fazla otuz cm olmalı idi. Bazen İspanyol paça yapılırdı.
Dostlar; bu bayram etrafımızda bulunan öksüz ve yetimleri sevindirmeye var mısınız? Onlarında küçük dünyalarında bayram hatırası biriktirmelerine yardımcı olalım. Zira günümüzde deprem, sel ve savaşlar sebebi ile o kadar çok yetim çocuklar vardır ki. Anadolu Ajansı muhabirinin 1 Haziran Dünya Ebeveynler Günü dolayısıyla Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Avrupa Birliği, Küresel Müslüman Yardım Kuruluşu (MGR), İHH gibi uluslararası kurumlar ve STK’lerin hazırladığı raporlardan derlediği bilgilere göre, hâlihazırda ebeveyn korumasından ayrı kalan yüz binlerce çocuğun can güvenliği, beslenme, barınma, eğitim ve psikolojik ihtiyaçlarının karşılanması için acil yardıma ihtiyacı var. UNICEF verilerine göre, dünyada her gün 10 bine yakın çocuk öksüz veya yetim kalıyor, toplam öksüz ve yetim çocuk sayısı ise yaklaşık 140 milyon. Ancak istatistiklere yansımayan çocuk sayısının çok daha fazla olduğu tahmin ediliyor. Çocukları bekleyen tehlikeler arasında, ağır işçilik, çocuk askerlik, organ ve fuhuş mafyası ön sırada yer alıyor. UNICEF’e göre, günümüzde 30’dan fazla ülkede yaklaşık 300 bin çocuk asker savaştırılıyor. Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) “Çocuk İşçiler” raporuna göre de dünya genelinde 5-17 yaş arası en az 218 milyon çocuk işçi var ve bunların en az 73 milyonu tehlikeli işlerde çalıştırılıyor. Mülteci yetim veya refakatsiz çocuklar her türlü istismar, horlanma, kültürel ayrımcılığa uğrama gibi tehditlerle karşı karşıya kalıyor. Bu çocukların sığındıkları ülkede uğradıkları asimilasyon politikaları da ayrı bir risk oluşturuyor.(Bu bilgiler A.A. resmi internet sitesinden alınmıştır.)
Bu karamsar tablo bizlerin daha duyarlı olmamızı zorunlu hale getiriyor. Zira sorumluluğumuz ortada. Bakın sevgili peygamberimiz bayramlarda çocuklar ile nasıl ilgilenirdi. Bir bayram günü Peygamber Efendimiz (asm) evinden çıkmış, mescide gidiyordu. Yolda sevinçle oynayan çocuklara rastladı, hepsi bayramlık yeni elbiseler giymiş, sevinç içinde koşturuyorlardı. Fakat çocukların içinde zayıf, çelimsiz bir çocuk vardı. Onlar gibi mutlu değildi ve üzerindeki elbiseleri yırtık, eskiydi. Bir köşeye çekil¬miş, oynayan çocukları izliyordu. Peygamber Efendimiz (asm) çocuğun yanına yaklaşarak: “Sen niye arkadaşlarının yanında değilsin? Niye onlar gibi sen de gülüp oynamıyorsun?” buyurdu.
Çocuk karşısındakinin kim olduğunu bilmiyordu. Cevap verdi:
“Ben hem öksüzüm, hem de yetimim. Babam şehit oldu. Annem de başka biriyle evlendi.”Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (asm) çocuğun elinden şef¬katle tuttu. Saçlarını okşadı ve şöyle buyurdu:“Resulullah’ın baban, Âişe’nin de annen olmasını ister misin?”
Çocuk karşısındakinin Peygamber Efendimiz (asm) olduğunu an¬layınca birden toparlandı. Sevinçle, heyecanla cevap verdi: “Ya Resulallah, nasıl istemem?” Efendimiz (asm) bu cevabı alınca yetim çocuğun elini tuttu ve evi¬ne götürdü. Evde onu yedirip, içirdi. Ona yeni elbiseler giydirdi. Yetim çocuk bu şekilde tekrar arkadaşlarının yanına geldi. Arka¬daşları ondaki bu değişikliği görünce neler olduğunu sordular. Çocuk da onlara Peygamber Efendimizin (asm) onu yanına aldığını söyledi. Bunu duyan çocuklar hüzünlenerek şunları söylediler: “Keşke bizim de babamız şehit olsaydı da, bizi de yanına alsaydı… (Bkz.: Hayâtü’s Sahabe, Yusuf Kandehlevî, Semerkand yay., c. 3, İstanbul, 2010, terc. Sıtkı Gülle, s. 53.)
“Kazâ Umresi dönüşü, Rasûlullah (sas) Mekke’den çıkarken, Hz. Hamza’nın kızı Ümâme (ra) peşine takıldı ve: ‘Amcacığım, amcacığım!’ diye seslendi. Hz. Ali onu alıp elinden tuttu ve Fâtıma (ra)’ya: ‘Amcanın kızını yanına al!’ dedi. Medine’ye gelince Ümâme’ye bakma hususunda Hz. Ali, Zeyd ve Câfer ihtilâfa düştüler. Hz. Ali: ‘O benim amcamın kızıdır! Ona ben bakmalıyım.’ diyordu. Câfer (ra): ‘O hem amcamın kızı, hem de ben onun teyzesi ile evliyim!’ diyordu. Zeyd (ra) de: ‘O benim kardeşimin kızıdır!’ diyordu. (Rasûl-i Ekrem Efendimiz onu Hamza (ra) ile kardeş yapmıştı.) Rasûlullah (sas), Ümâme’nin, teyzesinin yanında kalmasına hükmetti ve: ‘Teyze, anne makamındadır!’ buyurdu. (Buhârî, Meğâzî 43, Sulh 6, Umre 3; Müslim, Cihâd 90; Ebû Dâvûd, Talâk 35.)
Allah Rasûlü (as): “Kendi yetimini veya başkasına ait bir yetimi gözetip kollayan kimseyle Ben cennette şöyle yan yana bulunacağız.” hadisini söylerken işaret parmağıyla orta parmağını gösterir. (Müslim, Zühd 42.)
Bir sahabî, Efendimize kalbinin katılaştığından, artık ne duygulandığından ne de ağlayabildiğinden şikâyet eder. Bunun üzerine Rasûl-i Kibriya: “Bir yetimin başını okşa. İçinde bir şeylerin kımıldadığını hissedeceksin.” buyurur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II/263, 387. Ahmed b. Hanbel, Müsned, II/263, 387.)
İşte değerli kardeşlerim öksüz ve yetim olmak çok zor, hele bir şehit çocuğu iseniz, daha da zor. Gelin bu bayram bir yetime, yoksula kol kanat gerelim. Bayramlarını hüzünlü değil sevinçli geçirmelerini sağlayalım. Ramazan Bayramınızı en içten duygular ile tebrik eder, sizlere, ailenize, ilçemize, ülkemize tüm âlem-i İslam’a hayırlara vesile olmasını yüce yaratandan niyaz ederim. Kalın Sağlıcakla. Bayramınız Bayram ola.
Kaynak: Özcan Güner
- Prof.Dr. Mustafa Öz Yazdı: HangiYönetim Kendisine Muhalif Unsurlarla Çalışmak İster? - Nisan 5, 2025
- Edirne Ulus Pazarında Komşu Kadınlardan Hırsızlık Girişimi - Nisan 5, 2025
- Edirne’de Otomobil Yaşlı Kadına Çarpıp Kaçtı - Nisan 4, 2025