“Müslümanın Şahsiyeti”
“Müslüman Şahsiyeti”
1980’li yıllarda Risale yayınlarından çıkan Prof Dr. M. Ali Haşimi’nin kaleme aldığı “Kur’an ve Sünnet’e Göre Müslüman Şahsiyeti” adlı eser baş yapıtlardan sayılabilecek çok kıymetli bir eserdi. Şu günlerde müslümanlar olarak altını çizerek tekrar okumamızın elzem olduğu kanaatindeyim. Yaşadığımız süreçler ve tartışmalar bizim değerlerimizden ve şahsiyetimizden götürüyor. En son yaşanan siyasi süreç farzedelim ki iyi niyetlidir. Temel beyin gayretleriyle “Hak ile Batıl”ın taraftarları (bu tabir merhum Erbakan hocamıza aittir) bir araya gelir, bir kaynaşma, samimiyet ve birlik oluşur mu onu bilemem. Ancak bildiğim ve gördüğüm bir şey var ise o da 40 yıl 50 yıl omuz omuza mücadele etmiş, birlikte slogan atmış, sokaklara, direklere afiş asmış, duvarlara yazı yazmış, birlikte sevinmiş ve birlikte ağlamış olan kardeşler topluluğunun bu süreçte birbirlerine yapmadıkları hakaret, söylemedikleri küfür kalmamıştır. Yani demem o ki kardeşlerin arasını açmakta ve birbirine düşürmekte son derece başarılı olunmuştur.
Aklı selim sahibi bir müslümanın üç günlük şu dünyada 3-5 tane milletvekilliği için buna değer miydi? diye düşünmesi gerekir.
Bir paylaşımda okumuştum “Benim medeniyet kodlarımdan öğrendiğim; Pay aramayı Hak aramak diye pazarlayanlar, payı alabilir ama Hakkı kaybeder. Hakkı kaybeden gün gelir payı da kaybeder. Hak paydan doğmaz ama pay Haktan düşer. Sadece hak edilmiş pay meşrudur.”
Hz. Mevlana “Biri buğday elde etmek için ekin ekerse sonunda saman da elde eder buğday da. Fakat saman ekersen buğday elde edemezsin ki! Üstelik samandan da olursun.” misalini vermektedir.
İkinci bir husus müslümanlar başlarındaki lider, şeyh, hoca, abi vs. gibilerin hiç hata yapmayacaklarına ve yanılmayacaklarına inanmaktadırlar ki bu islam itikadınca caiz olmayan bir durumdur. Yüce Peygamberlerde bile “zelle” denilen yanılma olabileceği kabul edilmiş, Abese suresinin iniş sebebi sürenin içinde açık ve net bir şekilde ifade edilmişken günümüz müslümanlarının bağlı oldukları şahıslara hatasızlık-yanılmazlık atfetmeleri hatta hatada dahi hikmet aramaları Kur’an ve Sünnet anlayışına son derece ters ve çirkin bir tutumdur. Kayıtsız şartsız itaat yalnızca Cenab-ı Hakka yapılır. Peygambere itaat dahi şarta bağlanmıştır. (Vahiyle bildirilen hususlarda kesin iteat vardır. Dünyalık meselelerde ashabı kiram alternatif fikirler sunmuş ve Hz. Peygamber de bunları dikkate almıştır. (Bedir savaşında askerin konumlanması, Hendek savaşında hendek kazılması ve hurma ağaçlarının aşılanması gibi.) Hal böyle olunca müslümanlar olarak Allah için kendimize çeki düzen vermek zorundayız. Söylediğimiz her bir sözden/paylaşımdan sorumlu olduğumuzu tekrar tekrar hatırlamak ve ona göre hareket etmek durumundayız.
Değişmez, en doğru ve üst kimlik olarak “İslam Kardeşliği” alınıp gereğince hareket etmedikçe ensemizde daha çok boza pişirileceğini peşinen kabul etmek zorundayız. Tarihte yaşanan olaylardan ders ve ibret almadıktan sonra bilgi hamallığı yapmanın hiç kimseye hiçbir faidesi yoktur. Rabbim ahir ve akibetimizi hayreylesin ve bizleri razı olduğunda birleştirsin.
(Ç)alıntı
- Prof.Dr. Mustafa Öz Yazdı: HangiYönetim Kendisine Muhalif Unsurlarla Çalışmak İster? - Nisan 5, 2025
- Edirne Ulus Pazarında Komşu Kadınlardan Hırsızlık Girişimi - Nisan 5, 2025
- Edirne’de Otomobil Yaşlı Kadına Çarpıp Kaçtı - Nisan 4, 2025