Mehmet Ali Abakay Yazdı: Şehir Araştırmalarından

ŞEHİR ARAŞTIRMALARINDAN

Günümüzde kültürsüzlüğün şahikaya çıktığı, şehirlerde tavan-zirve yaptığı bir dönemdeyiz.

Kültürü sadece mutfakta yeme-içme bilenlerimiz vardır.

Kültürü sazla eğlenceye hapsedenler vardır.

Kültürü geçmişindeki saray-konak-köşk yaşantısıyla sınırlandıranlar vardır.

Kültürü, okuduğu bir kaç kitapla, etrafındakilere anladıklarını belirterek, ideolojisine adak bilenler vardır.

Kültürü, atalarının mitolojik efsanelerine kurban edenler mevcut.

Kültürü, yaşadığı sokaktaki, mahalledeki yaşantısında tanıklık ettikleriyle sınırlayanlar vardır.

Kültürü, üye olduğu derneğin çerçevesinde dernek tüzüğünün kalıplarında görenler vardır.

Kültürü, sadece inancının çerçevesine tutsak edip, başkasını reddedenler vardır.

Kültürü, ibadethanelerle sınırlayanlar söz konusu.

Kültürü, mimarîden ibaret bilenler vardır.

Kültürü, giyim-kuşamdan başka bilmeyener mevcut.

Kültürü, ukalalıklarıyla sulandıranlar yok değil.

Kültürü, parayla satın alacağını sanan zavallılar mevcut.

Kültürü bir şehrin üzerinden pazarlayarak yılda bir iki güne sığdırıp, onu senede birkaç etkinlikle müzelik hale getirenler mevcut.

Kültürü, tiyatro eserini sahnelercesine seyirlik hale getirenler yok değil.

Kültürü, kendi arzularına ve isteklerine göre şekillendirip, leyleği kekliğe çevirme faslında maharetli olanlar mevcuttur.

Kültürü, mevcut şartlara göre dizayn edip, kumaştan çalan terzinin insan bedeni üzerinde var yok arası oturtuğu elbise şeklinde modaya uyarlayanlar yok mudur?

Kültür, şehir üzerine yerel dilde bir kaç kelimeyi şiirde kullanıp şehre olan nostaljik hayranlığı uyandırmakla yaşatılamaz.

Kültürü, içki sofralarında sarhoş kafaların attığı naralar sanıp, küfürbazlık libasıyla eş tutanlar, kendi hallerinde demlenme bilenler mevcuttur.

Kültürü, toprak altındakileri yeryüzüne çıkarma bilip yer üstündeklerinin tahribine ses çıkarmama ile ifade edemeyiz.

Kültürü, bir sanat dergisini takip etmekle aramaya çıkanlar, husrana uğrar.

Kendi tarihine, inancına, geleneğine, diline, coğrafyasına yabancı olanın kültürle bir alakası kurulamaz, mimarîsinden, musıkîsinden, giyiminden ve kuşamından uzak duranların kültürle alakası söz konusu olamaz.

Kültürü bir ağaca benzetmek mümkün müdür?

Geniş gövdesiyle gölgeliğiyle altındakileri kuşatan bir ağaca!..

Ne yazık ki ağacın gövdesi budandıkça, dalları kırıldıkça, zayıflayan ağacın göğe uzanan ihtişamı zaman içinde asliyetinden gittikçe kaybetmektedir.

Biz, hangi kültürün mirasçısıyız ve hangi kültürle ruhumuzu harmanlıyoruz?

Yaşadığımız sancılar, kültürsüzlüğün verdiği sıkıntıdan mıdır?

Yıllarca Şehir Araştırmaları’ndan kast ettiğimiz, budur.

Lakin sesimiz, kime ulaşıyor, kim duymaktadır, çığlığımızı?

İşte bizi kahreden mesele budur!…
Kaynak: Mehmet Ali Abakay

admin
Sosyal Medya

admin

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Gönder
Haber İhbar Hattı
Haber İhbar Hattı..
Lütfen Sağ Alttaki Gönder Butonunu Tıklayınız.