Mehmet Ali Abakay Yazdı: Ramazan Günlüğü 3

Ramazan Günlüğü
3 Mart 2025

Sevgili günlüğüm, Umre hazırlıkları başladı, daha bir coşkuyla Ramazan’da.

Niçin ve neden Hacc ve Umre Bedelleri hiç istemediğimiz yabancı ve gayr-ı müslim bir ülkenin parası karşılığı ile isteniyor?

Fitre için bu bedelin yabancı para karşılığı istenmesi nasıl karşılanır?

Fitre bir kişinin iftarını dışarda açarken ödediği yemek bedelinin çok altında, belki de yapılan tek kişilik ödemenin beşte biri dahi tutmaz.

İhtiyacı olan birisine günümüz şartlarında yüz kişi fitre bedeli ödese ne kadar olur, toplamda?

Ben diyeyim altmış bin siz deyin yetmiş bin.

Bir yıl on iki ay hesabıyla ayda beş bin beş yüze yakın bir para.

Yıllık 72.000 Bin tutsa günde 200 TL.

Bir kişinin yüz fitre bedelini toplaması mümkün değil.

Döviz kuruna bağlansa en azından geçimini yapabilir, kendince bir iş kurabilir, varsa kirasını ödemede kolaylık yaşar.

İtiraz edene ve bizi afarozla tehdid eden olursa Mübarek Ramazan içinde olduğumuzu hatırlatırız ve kardeşlikte kalp kırmanın yerinin olmadığını ifade ederiz. Ki biz, inanmış insanız, teslise itikadımız kapalı, afarozu benimseyen kitleden değiliz.

Hacc ve Umre işinde yabancı bir ülkenin inancımızla alakası yok ve bize kasdı olmasına rağmen biletler niçin o ülke parasıyla istenir?

Her sene fitreyi belirtilerin iki katı oranında verir, oruç tutamamanın bedelini de üç katıyla çarpıp verirken dövizi harcayıp kendi paramıza çevirmenin ne gereği var?

Hayırsa hayır yaptığın kişi ya da kişiler, rahat etsin.

Fitre verirken niyet önemli, aslında. Amel niyete göre olunca ifade edilmezse dahi murad olunan gerçekleşir.

Vereceğin fitre yedi yüz lira olsa bir kilo kırmızı et bedeli, iyisinden.

Elini tut, verdim- kabul ettim muhabbetine ne gerek var?

Ver sen kurtul alan rahat etsin.

Sevgili günlük, ne yazsam bilmiyorum, bu gün?

Fırında bir kuyruk sormayın.

Ramazan pidesi sezonu açılmış. Zencefilli, tarçınlı, şekerli, susamlı, yağlı, sütlü olmak üzere çok seçenek.

İnsanımız iftara bir saat kala bekleyemez mi?

Hem sabahın dokuzunda Ramazan Pidesi iftar için alınır mı?

Belki de alanlardan kimi utanıyordur, oruç tutmadığı bilinmesin, düşüncesiyle.

Fırıncı bilmez mi, bu hileyi?

Fırınlar, iftara iki saat kala Ramazan Pidesi mi yapsın, istismarın önüne geçmek için?

Bir seyyar satıcı, iftara sıcak tatlı siparişini yazıya dökmüş, tezgahta tatlısını dökmüş.

Güzel bir yazıya rastladım: Ramazan Ayı süresince kapalıyız”

Bu ne kahvehane ne lokanta.

Tabelaya baktım, Mübarek Ramazan’da içki satışını inancına aykırı bulan bir vatandaş işletiyormuş, dükkânı.

Güzel Ülkemin kimi güzel insanları böyle.

Akşama kadayıf istendi, şiresiz olmasını istirham ettim.

Mübarek kadayıf, şire deryasında boğuldu, boğulacak.

Tekrar rica ettim, misafire tadımlık için götüreceğimi belirttim.

Nafile, şirenin kilosunu dört yüz elli liradan vermeye kararlı satıcı.

” Yahu mübarek, misafir bu kadayıfın üç günlük olduğunu bilmez de şireden nasıl yer, kadayıfı?” Dememizle satıcıya tatlıdan anladığımı ifade ettim.

Yanında çalıştığım Usta, onun da ustası imiş.

Yelkenler suya indi, tezgâh altından şiresi olmayan kadayıf çıkarıldı, net tartıldı.

Ustamız, Ahî olduğu için şireyi tartıya katmaz, küçük şekerleme poşetine bırakırdı.

Ustanın o dönemini hatırlayan satıcıya meseleyi hatırlattım.

Büyükçe beş-altı hurma alan plastik poşete şire bırakıldı.

Para alınmadı, nedense.

Adeta Usta beni göndermiş, sandı.

Bedelini bildiğim kadarıyla masaya bırakıp çıktım.

Yaptığı meslek açısından doğruydu da zamanlama yanlıştı.

Mübarek kadayıfı huzur içinde eve getirirken, pekmez yayılan tepside nar gibi kızarmış kadayıfa kusur bulan bulana.

Takviye şire ile mesele çözüme kavuştu.

Diyabet hastası ben, hem cevizli hem fıstıklı ve bir kısmında kaymak bulunan, tereyağlı kadayıftan kendimi men ettim, doğrudan.

Ekmek bulamayanın olduğu bu devirde üç çeşit yemekten sonra kadayıf yemek, vicdanıma oldukça dokundu, Sevgili günlük.

İftar için davet edilsem dahi gitmeyeceğim yerlerde on kişinin on beş- yirmi bin bayıldığı yerlerde bizim misafirler seve seve ödemesini yapar, rezervasyonu bir hafta önceden ayarlar.

Hele çekecekleri fotoğraflarda dolu dolu sahanlar, birçok meyve tabağı, yeşillikler…

Bizimkiler asitli içeceklerden siyahı sevmez, kana benzetirler, sarıya bayılırlar.

Sevgili günlük, ikisinin firması aynıdır, bu sektörde.

Gerektiğinde yerli üretimi başlatıp, yabancı isimle üretilenin kârdan zararını kapatırlar.

Güzel ülkemin kimi güzel insanları, protesto için bu asitli içecekleri satın alıp bir ara protesto etmek için caddelere dökmedi mi, dökmüyor mu, halen.

Ramazanın üçüncü gün duası:
Ya Rabbimiz. bizi sevdiklerinin yoluna ilet.
Kaynak: Mehmet Ali Abakay

admin
Sosyal Medya

admin

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Gönder
Haber İhbar Hattı
Haber İhbar Hattı..
Lütfen Sağ Alttaki Gönder Butonunu Tıklayınız.