Mehmet Ali Abakay Yazdı: Ramazan Geldi Ramazan
RAMAZAN GELDİ RAMAZAN
Birçok farklı dilde çarpıcı sahnelerle böyle bir şiir vardı, unutmadığımız: Ramazan Geldi Ramazan!..
İnsanlık gülmüyor, eskisi gibi.
Bahçelerde açan güller, ruhsuz ve kokusuz.
Yine iftar çadırları açılacak, ay boyunca.
Resmî ve gayr-ı resmî kurum, kuruluş, dernek, vakıf yine yardım isteyecek, camilerle mescidler ve su kuyularıyla kurban eti ziyafetleri için.
İnsan aç olabilir, susuz bırakılabilir de hürriyetsiz düşünülemez.
Bir insan öldürülecekse, bir millet katliamdan geçirilecekse aç ya da tok olması önemsizdir.
Elinde gerekli savunma imkânı ve desteği olsaydı, aç da kalmak şerefti susuz bırakılmak da…
(…)
Küçük bir çocuk.
En güzel ilahî, kaside, sûre okuma yarışmaları bizde de mevcut. Muhtemelen birçok ülke versiyonu var…
Okuduğu ezan, insanı mest ederken, komisyonda oldukları belli kadın ve erkek üyeler, bir tuhaflaşıyor.
Kimi gözünün yaşardığını gizlemiyor.
Malûm çevirseniz manasını bilmez ezanın bazısı.
Ekber olanın Allah, diğer ne varsa hükümlerinin “Lâ!..” olduğunu, Peygamberin hem kul hem rasul ifade, felâha ve salaha açılan kapıyı işaret, ezanın başladığı gibi Ekber olanın sadece Allah olduğunu, kendisinden başka ilâh olmadığını ifade eder.
Bizde kaside, ilahî, naat, mevlûd ferdî dinlendiği zaman ruha sükûnet verir.
Pikabı çalmaya hazır olduğumda elimizin altında dinlenilmezse olmaz isimler vardır.
Kalabalıklar karşısında Kur’anî taklid ile şiirlerin okunup dinleyenlerin galeyan hali söz konusudur, tercih meselesi olarak.
Bunun riyakârlığa kaçan yönü, nefsi okşayan tarafı, maddî beklenti içinde olma ruh hali bizim çerçevemizin dışındadır.
Ramazan geliyor, yarın sonrası.
Televizyonların çoğunda programlar hazır gibi.
Ünlü, flaş isimler, unvanıyla dikkât çekenler…
Seyrettiğim sanal ortamda süslü-boyalı kadın hıçkırıyor. Tamamen duygusal.
Bu program sonrası on kez daha dinle de farkında olmadığını fark et.
Belki manasının vermiş olduğu ürperti.
Okuyan veled, beş-altı yaşında.
Eminim bu yarışmalarda kimi papağanına, muhabbet kuşuna kısa sûre ve ayet ezberletir, ayrıca.
Ramazan geldi, bu yıl bir daha.
(…)
Eskisi gibi Direklerarası yok, kantolar yok.
Her dönemin kendince Ramazan’a bakışı vardı.
Zor bela Şeker Bayramı yerini aslî isme bıraktı.
Eskisi gibi kudurtulan boğalarla inekler arasında muhabir ve kameraman koşturmuyor.
Kimse kestirdiği kurbanın eti ve derisi için sorgulanmıyor. Kurban bayramında hayvan haklarını hatırlatanlar, en güzel etli yemekleri yerken, kurbanlık kesme yerine kasaptan et alınmasını tavsiye ediyordu, önceden.
Ezanın Türkçe okunmasını, namazın Türkçe kılınmasını öne sürenlerin camide hiç görünmeme hali gibi tuhaflıklar yaşadık, bir zaman.
Yeşilçam’ın kıbleye yönelmemiş oyuncuları, sabah ezanının gün ağarınca okunduğunu bilmez, senarist Yusuf Peygamberi konu alan flimde Muhammedî Salavat getirtmez, Harran’da ve benzeri yerlerde Kabe görünümü yakalanmaz.
Dün üç kağıtçı, hırsız, sarhoş, hilekâr bakkal tiplerinde bulunan, isminin önüne hacı kondu mu, muradın hasıl olduğu yapımlarda ne türlü dolapların çevrildiğini bilir, okuyan ve anlayan.
Ucuz, para getiren, araya inancı farklı soslarla sunan Yeşilçam yapımı filmlerin tarihî versiyonları bu gün, dün seyredenlerle ne denli alay edildiğini gösterir.
Oruç tutan oranı nüfusa göre batıdan doğuya geldikçe artmakta. Biz, yanlış anlamlar yüklenebilir yüzdeden bahsetmeyelim.
Orucun rûh arınmasını sağlayan, bunu bedenle bütünleştiren yapısı ortada.
Sahurda ve iftarda ne yenilecek, ne yapılacak?
Niyet nasıl söylenecek?
Meâl okunarak Kur’an hatmedilir mi?
Telefon’dan yükselen Yâ-Sîn Sûresi’nin kabirde yatana faydası var mı?
Elbette konuşanın önce oruçlu olması lazım gelir.
Buyrun çıkın işin, içinden…
(…)
Toplu dualar, statlardan taşacak kalabalıkta.
İnsanlar öldürülüyor, dünyanın dört yanında.
Gözleri çin gibi, fırıldak çok insan gördük, vakt-i zamanda.
Programcılar işini mükemmel biliyor.
Seyirci, hiç bir programı kaçırmıyor, böylelikle.
Hele reklâmlar kısaymış, uzun imiş önemli değil.
Hangi kişi ya da reklâm veren sponsor olmuş?
Onlar, destek vermeseydi bu programlar olur muydu?
Bu programları yapanların aldıkları ücret varsa gereğini yapmaları esastır.
Bir-iki hurmayla sahurdan iftara kadar fakirin fukaranın tuttuğu orucun mukaddes olduğunu belirtenlerin, kuruldukları sofralarda beş değil on kişi dahi doyabilirken, israftan kim bahsedebilir?
Ramazan geldi Ramazan.
(…)
Bu fakire düşen fazla bir şey yok, aslında.
Sağlık sebebiyle bir elin beş parmağını bulan yıla karşılık gelen oruç tutmama durumu söz konusu.
Oruç tutamayanın nasihat vermesi zevzeklikten başka bir şey değildir.
Aldığınız hurmanın markasına dikkât ediniz, gücünüz yetiyorsa.
Asitli-şerbetli hazır içecekleri hiç bir zaman sofranıza bırakmayın.
Size yapılan yardımın ihtiyacınızdan fazlasını elinizde bulundurmayın.
Evinizi unsuz, yağsız, şekersiz, tuzsuz, bulgursuz ve mercimeksiz bırakmayın.
Biz ki bulguru ekmekle yiyip doyan insanlarız.
Son söz, mutlaka okuyunuz, oruçla ilgili bazı kitapları.
Bana sorulsa “Samanyolunda Ziyafet” derdim, kitabı isminden araştırabilirsiniz.(*)
Televizyonlardan uzak durun.
Kimseye sinirlenmeyin.
Dünyada açlığın, susuzluğun, sefaletin, vahşetin ve rezaletin neden olduğunu daha iyi bilin, dünyada olup biteni tefekkür ederseniz.
Sofranızda size düşen rızka elbette şükür esastır, çalınmışsa zenginlerden alınması farzdır.
Dünyada kendiniz için ne istiyorsanız, insanlar için farklı talebiniz olmasın.
Hayırlı, bereketli bir Ramazan Ayı diliyorum, inanmış insanımıza bu ayın hayırlı kapılar açması, yeryüzünde herkesin insanca yaşaması niyazıyla…
Ramazan geldi Ramazan…
(…)
Ramazan geldi de fazla bir dinginlik, rûh hâli görmeyecek üzerimizde.
Yanıbaşımızdaki topraklarda zulmet devam ediyor, zulmün sahipleri katliamlarla daha bir firavunlaşıyor.
Tevhidî hakikate iman etmiş olanın vahdetle birbirine sarmalanmış olması esastır.
Ramazan geldi baş-göz üstüne.
………
(*) Samanyolu’nda Ziyafet- Sezai Karakoç Diriliş Yayınları
Kaynak: Mehmet Ali Abakay
- Prof.Dr. Mustafa Öz Yazdı: HangiYönetim Kendisine Muhalif Unsurlarla Çalışmak İster? - Nisan 5, 2025
- Edirne Ulus Pazarında Komşu Kadınlardan Hırsızlık Girişimi - Nisan 5, 2025
- Edirne’de Otomobil Yaşlı Kadına Çarpıp Kaçtı - Nisan 4, 2025