Mehmet Ali Abakay Yazdı: Bağışla-4…

Bağışla, dedi, ismini.
Adımı söylediğimde soy ismimi merak etti.
Nereli olduğumu sordu.
Şehirde kaç asır kaldığımızı merak etti.
Kendisine birkaç yüz yıllık aile kütüğünü belirttim.
O, yüzünü çevirdi, güne. Aydınlık simasını gördüm, ilk kez.
Yaşlı bir adam.
Yüzyılın asr olduğunu belirtti.
Asra kasem etti.
İnsanların sürekli zararda olduğunun üzerinde durdu.
Şehir mezarlığına uğrayıp uğramadığımı merak etti.
Kabir taşlarını okuyup okuyamadığımı merak etti.
“Huvelbakî” deyince iknâ oldu.
Bunca şehirlinin yüz sene önce yaşadığını söyledi.

Ondan öncekilerinin yüz sene önce yaşayanları kısmen gördüğü güzelce anlattı. İki yüz sene önce yaşayanların geride bıraktıklarının neler olabileceğini sordu.

“Kütüphanelerde mevcudu gittikçe azalan el yazmalarını okumalı” dedi.

Ömrünün son demini yaşadığını saklamadı.

Yanağı ıslakça dile getirdi.

Bu şehirde harap halde olan kıymetli eserlerin yarına taşınmama halinde bu günün unutulacağının, bunun düne ait her şeyin silinmesi manasına geleceğinin üzerinde ısrarla durdu.

Bir ikindi vakti, camı avlusunda hoş sohbetini Ahmed Haşimin Merdiven Şiirini okuyarak tamamladı.

Doksan yaşının yorgunluğunu dayandığı bastonuna yükleyerek ağır ağır konuştu:
– Sen bu şiiri ezberle!.. Ağır ağır çıkılan merdivenden şimdi iniyoruz, hızlı hızlı. Her kemâlin bir de zevalî var.

Teşekkür ettim, İhtiyar Bilge’ye.

Bize dua etmesini söyledim. Kendisinin duaya muhtaç olduğunu belirtti.

Şehre baktım, kimse bu adamın şiirli sohbetinin tadını bilmiş miydi?

Kimselerle konuşur muydu?

Sordum, avlu cemaatine.

Herkes Yaşlı Adamı sormama mana vermedi.

Bir sütunun dibine çöküverdim, kendimce.

Yüz sene değil, on yıl sonrasını düşündüm…

Hem bu Yaşlı Adam, birden bire nasıl kaybolup gitti, göz önünden.

Bilir misiniz, o kendi hayalimdi, benim.

Kendi kendimle bir konuşmaya dalıp gitmişim, bu cuma demi.

Bağışla!..

Bize emanet olan şehri, mirasçımız yeni nesle sağ salim teslime bizi memur ettiğin için, hem mutluyuz hem hüzünlü.

Mutluyuz, şehre bağlılığımız daîm. Anlatıyoruz, her zaman.

Hüzne gark olmuşuz, anlayanımız çok kalmadı gibi.

Şehri bilenlere, merak edenlere, araştıranlara ihtiyacımız var.

Bağışla!..

Zamanında şehrin kıymetini bilmedik. Zamanla öğrendik, değerini. İçinde barındırdığı zenginliğin farkına, fakir gönlümüz geç fark etse de mutluyuz.

Umarız, zararda olanlardan sayılmayız, bu sebeple.

Bağışla!..

Kaynak: Mehmet Ali Abakay

admin
Sosyal Medya

admin

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Gönder
Haber İhbar Hattı
Haber İhbar Hattı..
Lütfen Sağ Alttaki Gönder Butonunu Tıklayınız.