Kadir Gecesi Kader Gecesi
Kadir Gecesi Kader Gecesi
Bu akşam inşallah Kadir Gecesidir. Yani Kur’an-ı Kerim’de “Bin aydan hayırlı olduğu söylenen ve biz Müslümanların da inandığımız” Kadir Gecesidir.
Melekler ve Cebrail A.S’ın yeryüzüne indiği, her insanın birden fazla meleği olduğu için onları adeta teftiş ettikleri ve yeryüzüne bir nizamat verdikleri gece.
Bu gecenin fazileti ve önemi o kadar fazladır ki; ne Evvabin, ne İşrak, ne Kuşluk Namazına benzer. Ne nafile oruca, ne nafile Hac ve Umreye benzer.
Bi zatihi Allah tarafından onaylanan bir hakikat olarak senenin 365 gününden bir gün/gece olarak; sanki bir onur veya başarı madalyası almışız gibi takdim edilmek üzere tarafımıza sunulmuştur.
İnsanız; aciz bir kuluz. Ömrümüzün son demleri birçok hastalıklara gebe. Şehvet olmayınca kadının, iştah olmayınca yiyeceğin, sıhhat olmayınca ömrün ne kıymeti var dedirten yılları yaşıyoruz.
Öyle ki; iştah olmayınca yediklerimizin hiçbir cazibesi yok; sadece karnımızı doyuruyor ve ömrümüzü uzatıyor. Halbuki Allah bize iştah vererek ağzımıza o iştahın kıymetini anlayacak bir dil koymuş. Bize tat vererek yediğimizin içeriğini anlayan bir hassasiyet vermiş. Açlık hissi vererek bizi yemeye teşvik eden bir yapıda yaratmış.
Hortumla beslenen bir adam düşünün; dünyanın nimetlerinden tüm seçenekleri silmiş sadece ömrünün biraz daha devam etmesi için beslenir olmuş.
Bu zamanları yaşıyoruz.
Bu Kadir Gecesinde kendime söz verdim: Eğer o geceye sağlıklı çıkarsam, o gece uyumayacağım. Sabaha kadar tövbe ile Kur’an’ı kendim için, ibadet niyetiyle okuyarak, zikrederek, bir de ölmüşlerimize bol bol dua ederek geçireceğim.
Hayatımda ilk kez bir Kadir Gecesini; Allahın verdiği 365 geceden birini uyumayarak değerlendireceğim.
Namaz kılmayacak mıyım? Elbette kılacağım. Uyduruk namazları değil farz olan namazlar yanında Kur’an’da Allahımızın bizzat emrettiği Teheccüt Namazını kılabildiğim kadar rekatla kılacağım. Bol bol şahsıma, yakınlarıma, milletime, ülkeme ve Alemi İslam’ın uyanışına dua edeceğim.
Öldükten sonra bir gece bile uyku nedir bilmeyecek olan, hatta her zaman uyuyan ben sağlığımda bir gece olsun, verilen bu nimeti değerlendireceğim.
Kadir; bilebilirsek bizim kaderimizdir. Coğrafya her ülke için bir kaderdir de ömür de her insan için bir kaderdir. Yani kader hayatın ölçüsü demektir.
Kur’an’da kader yok diyenler kaderi anlamayanlardır. Kaderi Orhan Gencebay gibi anlarsan hiçbir yerde kader yoktur. Halbuki, kader hayatı ölçülü yaşamak, hayatta karşılaştığımız her nesnenin de bir ölçüye binaen bize ulaştığını bilmektir. Suyun oluşumu bir ölçü iledir. Bizim suyu içip bedenimizin susuzluğunu gidermemiz de bir ölçü iledir. Harareti olan kimse suya ağzını dayayıp saatlerce su içemez.
Susuzluğumuzun bir ölçüsü vardır.
Her inananın Kadir Gecesini tebrik ediyorum. Bu geceyi değerlendirmek tıpkı yerin metrelerce altında falanca kralın hazinesini almaya giden insanların o geceyi nasıl uykusuz heyecenlı geçirirlerse öyle bir gece yaşamalıyız. Çünkü bunun neticesinde 84 seneyi ibadetle geçirmek gibi bir Allah taahhüdü var. Senede bir defa geliyor. Anlayana ne mutlu.
CAHİL NE KADAR CESUR OLUYOR!
Yazılarıma yorum yapanlar, bir süredir gözlemliyorum; aynı tornadan çıkmış gibi tozu dumana katıyorlar. Eleştiri güzeldir; alınmıyorum ama “insafın o yerde namı yok mu” demekten de kendimi alamıyorum.
Deniyor ki; ben Suriye’deki isyanın bastırılmasını anlatırken Çeçen, Özbek, Kafkasların yaptıklarından bahsettim. Evet bahsettim; onların yaptıklarını benimsemedim. Fakat o hareketin SDG denilenleri masaya mecbur ettiğini söyledim. Vakıa bu. İster hoşuna gitsin ister gitmesin. Aynı şey Türkiye’de vuku bulsa Türkiye’de de, hatta başka ülkelerde de buna benzer olaylar olabilir. En iyisi eleştiri hakkını mahfuz tutarak insanları kışkırtmamak.
-Ben gemide oturduğum yer kadar bölümü deleceğim.
-Yok arkadaş. Delme.
-Ne demek. Benim bu kadar özgürlüğüm yok mu?
-Hayır, yok. Geminin yönünü, hızını, bayrağını, ipini değiştirmeye kalkarsın lakin oturduğun yeri delince sade sen değil hepimiz batıyoruz.
Öyle ise bu güzelim hürriyet ortamında bir birimize kast etmeden yaşayalım. Eleştirmek istiyorsan amenna. Eleştir ki toplum ilerlesin.
İkinci grup ise benim Tayyip Erdoğan için “Bin yılın lideri” dememi eleştiriyor ve Fatih Sultan ile kıyaslamamı kabul edemiyorlar.
Hayır… Yine iddia ediyorum: Tayyip Erdoğan bin yılın lideridir. Fatih Sultan Mehmed’e verilen babadan oğula padişahlık mı verildi kendisine, aynı gayeye matuf ordu mu verildi, ağzına kadar dolu hazine mi verildi, el pençe divan yardımcılar mı?
Tayyip Erdoğan on altı mı daha fazla mı seçime girdi. Halka kendini veya partisini sordu. Bugün bir sultan selahiyetine sahipse bunu kendi oluşturdu. Hangi padişah bunu başarabildi?
Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u alması elbette ki büyük başarıdır lakin Tayyip Erdoğan’ın hem içte hem de dışta yaptıkları; hem siyaset hem de icraat olarak çok fazladır.
Mesele o günün İstanbul’u kadar bugünün Suriyesi de ehemmiyetlidir.
Nimetin kıymeti zevalinde bilinir, vesselam.
Kaynak: İdris Günaydın
- Prof.Dr. Mustafa Öz Yazdı: HangiYönetim Kendisine Muhalif Unsurlarla Çalışmak İster? - Nisan 5, 2025
- Edirne Ulus Pazarında Komşu Kadınlardan Hırsızlık Girişimi - Nisan 5, 2025
- Edirne’de Otomobil Yaşlı Kadına Çarpıp Kaçtı - Nisan 4, 2025