İdris Günaydın Yazdı: Türkiye’nin kilidi Suriye’dir

Türkiye’nin kilidi Suriye’dir
Türkiye, bir tarihte dünyada sadece Fransa’da mevcut olan Laiklik ilkesini baskı ve kumpaslarla kabul etmiştir. Eğer o kadar bulunmaz bir düzen olsaydı dünyanın başka ülkeleri de kabul ederdi. Bugün bakıyoruz; İngiltere, Almanya ve diğer Batı ülkeleri bizden daha az yıkıma uğramışlar ve geleneklerine sahipler. Ne var k; bizim inanç ve geleneklerimize aykırılar ama bizde öyle bir nesil yetişti ki; Batının değerleriyle uçulacağına inanmakta, bizim değerlerimizin bizi geri bıraktığına iman etmektedirler.

Tabii bu Fransa’dan ithal sistem mutlaka gidicidir. Sürekli kalması mümkün değildir.

Burada şu hakikati gözden uzak tutmayalım. Mekke’nin fethi için Medine gerekli ise, Türkiye’nin bu anlamda fethi için Suriye gereklidir.

Suriye önce Esat denilen zalimi devirerek, sonra içindeki farklı unsurlara yumuşak, İslami davranarak onları yanında buldu. Tartus’ta, Lazkiye’de bir yanlış adım atıldıysa da halk bir gecede Suriye’nin muhtelif yerlerinden coşarak, 500.000 kişi toplanarak müthiş bir ders verdi. Buna askerler dahil değil. Hatta askerler içindeki Özbekler, Çeçenler, Kafkaslar adeta bir biçme makinesi gibi sadece öldürmeyi esas alan bir tavırla dağlara kadar kaçan isyancı Dürzileri bile takip edip infaz etti.

Tavır gayet açıktı: Tüm dini, mezhebi ve ırki unsurların yönetimde, mecliste ve idarede temsil edileceği şeklindeydi. Suriye bir ırkın değil herkesin devleti olacak fakat çoğunluk unsur ne ise onun adını taşıyacaktı. Bunlar daha önce söylenmesine rağmen isyan edildi. Hatta göstere göstere İsrail’e dayandıklarını deklare ederek.

Ne oldu? İsyancılar büyük bir ders aldılar. Daha kolay kolay böyle bir olaya teşebbüs edemeyecekleri bir ders…

Bu durum SDG denilen, aslında kazırsanız PKK’yı göreceğiniz ırkçı unsurlar kuzu kuzu masaya mecbur edildi. Tüm sahip oldukları avantajlarından vazgeçtiler. Çünkü az kaldı, kıyamet onların başında da kopacaktı.

Ardından Şeri Anayasanın geçici maddeleri kabul edildi. Bu çok önemli. Bu durum hem diğer Arap ülkelerini hem de Türkiye’yi etkileyecektir. Çünkü Müslüman olan halkın bunu istemesi tabiidir.

Yani Suriye tüm İslam Coğrafyasının Medinesi olmuştur.

Türkiye’de böyle şey olmaz diyenler şunu bilsin ki bu millet Müslümandır. Eğer Gezi Parkı olaylarında Tayyip Erdoğan’ın “% 52’yi evlerinde zor tutuyorum” sözü aksine bir şey olsaydı, istenmeyen olaylar yaşanır, nice canlar bugün olmazdı.

15 Temmuz benzeri bir duruma daha ihtiyaç olursa 15 Temmuz direnişinin iki katı insan sokaklara çıkar, hatta tarafsız ve sessiz kalanlara da saldırır. Bunun böyle anlaşılması lazımdır.

Öyle bir ahvalde kılıcın ağzının da sırtının da kestiği hakikatten varestedir.

Gönül ister ki; kendini şucu bucu kabul eden bazı gafiller, şu özgür düşünme ve yaşamanın kıymetini bilmeli, Müslümanların sinir uçlarını kaşıyacak beyanlardan kaçınmalıdır. Eleştiri her zaman olabilir, olmalıdır da…

Müslüman, lüzum ettiğinde şehadete türkü söyleyerek yürür. Lakin dünyaperest evinden çıkamaz. Bunu böyle bilmelidir.

Geriye bir bela kalıyor: İsrail. İsrail, kasabın bıçağını yalayan öküz gibi sürekli kaşınıp duruyor. Adeta tehlikeye doğru yaklaşıyor ki; bir an önce başıma gelecek olan gelsin.

Merak etme İsrail. O gün de gelecek. Kızdırma katsayısını artırmaya devam edersen belki İsrail diye bir devlet de kalmayacak. Tarihiniz sürgün ve dışlama ile dolu. İbret alınmadığı için tarih tekerrür ediyor. Siz de tarihi en çok tekerrür ettiren bir kavimsiniz.

Yapın. Her şeyi bir gören var. Her şeyin vakti saati var.

RAMAZAN RAHMET VE ŞEFKAT AYI

Ramazan Allah’ın kullarına rahmet, kulların kullara şefkat ayı.

Bu Ramazan’da kiracılarınızdan kira almayın. Ekonomik durumu iyi olsa da almayın. Bu Ramazan da bir hac bir de umre yapanlar paranızı bir daha umreye değil, öğrencilere aktarın. Bir, üç, beş öğrenci bulun burs verin.

Yakınınızdaki bir okula gidin ve müdürden bir kompozisyon yarışması veya Necip Fazıl, Arif Nihat, Sezai Karakoç, Abdürrahim Karakoç gibi İslam şairlerinden mürekkep bir şiir okuma yarışması düzenlemelerini isteyip ilk üçe girenleri umre ödülüyle ödüllendirin.

Bir defa hac farz, bir defa umre sünnettir. Bunun dışındakiler yerine öğrencilere imkan tanımak gerekir. Sonradan işlenen günahlar umre ile değil, bulunduğunuz il veya ilçede de tövbe ile bağışlanır.

Hac veya umre sık sık günah işleyip, temizletme mekanı değildir. Hz. Peygamberin yapmadığı işi siz yapmayın. Umre şirketlerinin tavına gelmeyin.

Kaynak: İdris Günaydın

admin
Sosyal Medya

admin

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Gönder
Haber İhbar Hattı
Haber İhbar Hattı..
Lütfen Sağ Alttaki Gönder Butonunu Tıklayınız.