Emine Erdek Yazdı: SEN, EY ZİFTTEN KARA!
SEN, EY ZİFTTEN KARA!
Bütün derdin, İslâmiyet!
Allâh’ın dinini hatırlatıcı en ufak bir ima bile seni kudurtuyor!
Din, inanç, mâneviyat… bunlar senin için matadorun elindeki kırmızı şaldan daha kışkırtıcı!
Hemen burnundan dumanlar çıkıyor ve sen, ön ayağınla yeri eşeleyip akıllara ziyan bir saldırganlıkla hücuma geçiyorsun!
Bir hoca efendi haramdan, günahtan mı bahsetti? Bu senin bayramın!
Dindar tanınan biri, bir yanlış mı yaptı? Bu senin zil takıp oynama vesilen!
Hadi bakalım, sana gün doğdu. Artık olanca cehaletini, ilkelliğini, saygısızlığını ve ahmaklığını ekranlardan, köşe yazılarından püskürtebilirsin!
Ne âyet kalıyor, ne hadis; önce çarpıtıp sonra dil uzatmadığın!
Neymiş efendim, bir din görevlisi demiş ki bazı giyim şekilleri İslam’ın tesettür emrine aykırıdır!
Neymiş efendim, Diyanet -hem de hadis belirterek- demiş ki rızkı belirleyen Allâh’tır!
Çıldırıyorsun değil mi, nasıl söylenebilir bunlar?
Bak, şunu göremiyorsun:
Cinsi sapıklıktan vatan hainliğine kadar her türlü mel’anetin açık açık konuşulması, ifade özgürlüğü…
Ama, Allâh ve Resûl buyruğuna gelince, aman onu kimse dile getirmesin, o sende matkap tesiri yapıyor!
İçinde debelenip durduğun asıl çelişki, bu!
O birbirine çok yakın gözlerin, bunu göremiyor işte!
Biliyorum, şimdi de üslup, tavır filan diyeceksin. Haklısın da.
Allâh, peygamberine, Fir’avun’la bile “yumuşak konuşma”yı emretmiştir.
Ama senin bunu beklemeye yüzün var mı?
İki yüzyıldan beridir romanınla, tiyatronla, sinemanla… hep alaya aldığın, madara ettiğin hoca efendiden bir Mevlânâ zarafeti, bir İmâm-ı Âzam inceliği mi bekliyorsun!
İnan bu gördüğün, sana çok bile!
Kaynak: Emine Erdek