Avrupa’da Tarıma Trakya Köprüsü

Avrupa’da tarıma Trakya köprüsü
Edirne Barosu’nca düzenlenen Trakya’da Arkeoloji konulu konferansa konuşmacı olarak katılan Emeritus Prof. Dr. Mehmet Özdoğan, Trakya üzerinden Avrupa’ya geçen tarımsal kültürün Göbeklitepe’den geldiğinin doğrulandığını, kurak tarım olarak Trakya’ya gelen kültürün buradaki sulak tarım ile de bütünleşerek gelişim ve değişim sonrasında da yenilenerek Avrupa coğrafyasında yayıldığını söyledi.
Prof. Dr. Mehmet Özdoğan , Edirne Barosu Konferans Salonu’nda Prof. Dr. Ahmet Yaraş’ın moderatörlüğündeki konferansta “Trakya Kültür Coğrafyalarının Birleştiği Anadolu’nun Avrupa’ya Açılan Aktarım Köprüsü”ne ilişkin son bulgular ışığında genel bir değerlendirmede bulundu. Özdoğan, Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Ertuğrul Tanrıkulu, Edirne Barosu Başkanı Av. Gökhan Karakoç, İl Kültür Müdürü Kelal Soytürk’ün katılım gösterdiği konferansta özetle şunlara yer verdi:
“Trakya köprüdür. Mezopotamya ve Ege varsa insanlık tarihi vardır. İnsanlığın ilk kültürleri buralardadır. Mezopotamya kültürlerinin Avrupa kıtasına geçişinde Trakya vardır.
Bu kadar kültürü olan Trakya’da kazı yok denecek kadar azdır. 1936 yılında Atatürk’ün emri ile Trakya arkeolojisi başlar. Doğup büyüdüğü yerlerde gördüğü Tümülüsleri merak eden Atatürk Tümülüs hayranıdır. 1939 yılına kadar süren kazıların devamı gelmez. O günden beri bir Tümülüs müzesi yapılamadı.
Trakya çok önemli bir coğrafi bölgedir. Bizler yıllarca Mezopotamya tarım kültürünü Güneydoğu’da ararken bu kültürün Avrupa’ya geçme yolları olması gerektiğini gördük. Bu öngörü ve bilgi ile Trakya bölgesinde aramalara başladık. İstanbul Üniversitesi olarak 1980 sonrası Trakya’yı ön çalışma yaparak taradık. Küçük kazılar yaptık. Yüzey araştırmaları yaparak dokümanlar oluşturup toparladık. Tezimize güçlü dayanaklar olmasa da bilgilere ulaşma umudumuz vardı.
Gözlem çalışmaları sonrasında farklı bilim dalları ile ortaklaşarak elde ettiğimiz kanıtları bir yerde toplamayı planladık. Kırklareli yakınındaki Aşağı Pınar-Kanlı geçit bölgesinde karar kıldık. Hem kente yakındı, hem su altında kalma riski yoktu ve alanda eski eserler de bulunmuştu. Uluslararası bilimsel verileri örnek alarak kültürel bir mekân yarattık.
Bu gün Trakya üzerinden Avrupa’ya geçen tarımsal kültürün Göbeklitepe’den geldiği doğrulanmıştır. Kurak tarım olarak Trakya’ya gelen kültür buradaki sulak tarım ile de bütünleşerek gelişmiştir. Bu gelişim ve değişim sonrasında da yenilenerek Avrupa coğrafyasında yayılmıştır.
Balkan neolitik kültürlerinin en özgün yapıları Aşağı Pınar’dadır. M.Ö. 6400-4700 dönemine ait kazı belgeleri buradadır.
Göbeklitepe’den yerel yerleşik yaşam olarak çıkan Mezopotamya tarım kültürü Trakya ve devamında küreselleşmiştir. Bu gün diyebiliriz ki ilk küreselleşme tarımda ve o da Trakya’da olmuştur. Bunun bir sonucu da Avrupa’da kentleşmenin başlamasıdır. Aşağı Pınar yerleşim alanı, denizden gelen Mezopotamya kültürünün sonucunda oluşan Troya kültürünün küçük bir örneğidir.
Kültür incelemek sadece arkeolojinin alanında değildir. İnsan ve canlılara ait her alan kültür oluşumunda etkilidir. Bu nedenle her alandaki uzmanların katkısı ve çalışması gereklidir. Ki kentler de aynı şekilde incelenmelidir.
Kırklareli köyleri bu çağdan gelen adetleri, kültürü az da olsa yaşatmıştır. Cumhuriyet kurulunca yapılan yapıların izlerinde de bu kültürün etkisini görürüz. Ancak sonrasında bunlar günün koşulları gereği yitirilmiştir. Biz yok olan meslekleri ve zanaatları da belgelemeye çalıştık. Yapıları örnek olarak yaptık ve korumaya çalıştık.
Trakya’da toparladığımız tüm verileri bir araya getirdiğimizde ‘Ahmetçe Köyü Trakya Araştırmaları Merkezi’ oluştu. Bu merkezde değişik disiplinlerden gönüllü çalışanlar var. İyi bir gönüllü kadromuz var ancak yeni insanlara da ihtiyacımız var. Bu merkezi geliştirmeye çalışıyoruz. Merkezimiz sadece belgelemekle yetinmiyor. Bilgiyi topluma yaymak amacıyla toplantılar yapıyoruz. Bilgilerin toplumla buluşmasında köprü oluyoruz.
Çalışmamız uzun erimli ve üst ölçekli bir projedir. Aşağı Pınar açık hava müzesini geliştirip Kırklareli ve Trakya’nın kültür merkezi haline getirebiliriz. Bizim bu amaca ulaşmamızda her kesimin, tüm Trakya insanlarının katkısı önemlidir.
Açık hava müzesinde sadece insanların faaliyetleri değil dönemin hayvan görselleri, bitki çeşitleri de vardır. Tarımsal üretim faaliyetleri eldeki bilgiye göre işlevsel olarak sergilenmiştir. Bölge insanlarının katılım eksikliği en büyük üzüntümüzdür. Kırklareli’nin sevgisini aldık ama ilgisini göremedik. Gelen izleyicilerin ancak onda biri kentten gelmiştir.
1980’lerden beri bölgede çalışıyoruz, projelerimizi geliştirmeye çalışıyoruz. Neler öğrendik, neler eksik kaldı sorularını yanıtlamaya çalışıyoruz. Eksiklerimiz çok ve bürokratik ve mali engeller yüzünden bu eksikleri tamamlayamıyoruz. Bulgaristan seviyesine gelebilsek büyük başarı olacak.
Kazı yapamıyoruz. Toplum olarak bilgilenmeyi yaymak ve kamuoyu yaratarak bunu talep haline getirmek gerekiyor. Bu da hepimizin ortak görevi olmalıdır.”
hudut

admin
Sosyal Medya

admin

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Gönder
Haber İhbar Hattı
Haber İhbar Hattı..
Lütfen Sağ Alttaki Gönder Butonunu Tıklayınız.