Mehmet Ali Abakay Yazdı: Ramazan Günlüğü 5

Ramazan Günlüğü
5 Mart 2025

Bugün ne kar yağdı ne yağmur. Gönlümüzün olduğu coğrafyalarda Ramazan ile umutları bilenen, aç da olsa susuz da kalsa yapayalnız… Elbette onlar, kimsesiz değil.

Ramazan gelince oruca niyetlenen hâne halkında bir telaş başlar.

İlk sahurda etrafta kaç evin ışığı açıksa o kadar hâne oruca niyet etmiştir.

Oruca niyet edenin hayatı, sessiz, sakin geçer, Ramazan’da.

Yemek için yaşamayan, yaşamak için yemek yiyen Oruçlu, iftar öncesi muhakkak kapı komşusuna bir tabak yemeği ikrâm eder. Bazen kapısı çalınır, komşu daha erken davranmıştır.

Oruçlunun sakin, asabîyetten uzak, herkese farklı bakışı tuutuğu orucun ibadet şevkinden mayasını bulur.

Çocukken, kimi zaman sabahtan öğleye, bazen öğleden akşama dek bir şey yememe ve içmeme ile yarım gün oruç tuttuğumuz olurdu.

Bu geleneğin sürdüğü yerler var mı, şimdi?

Bilmiyoruz, doğrusu.

İki günü birbirine tamamlayıp, tam gün oruç sevabı kazandığına ikna olmuşluğumuz yok değildi, küçükken.

Günün çoğunu evde uyku ile geçirmenin oruçla bağlantısını kurmayan kimi yaşlılarımız, sabah erken kalkar, güne başlardı.

Oruçlu hane halkı, yemeği hazırlayan anneye kendince yardım eder, diğer günlerde yapmadığı desteği gösterirdi.

Evin babası, işten erken dönerken eli boş dönmezdi.

Muhakkak mevsimine göre bir şeyler alır, öyle gelirdi.

“Bir kenarda yalnız kalmasın.” Diye, nineye tepsiye iki tas pirinç bırakılır, taşları ayıklaması istenirdi. Nine, kendisini mutlu hissederdi de ayıkladığı pirince ertesi gün taşlar eklenir, bu döngü devam ederdi.

Ayıklanan pirinç, her akşam pilava dönüşmezdi de evin annesi, nineyi mutlu görmek isterdi, kendince.

Suda bekletilip yumuşatılan kuru ekmeğin avludaki tavuklara verilmesi, bazen salata önünde kalan artıkların doğranarak civcivlere verilmesi ninenin göreviydi.

Evin kedisiyle dertleşmek, onun başını okşamak, tüylerini taraklamak ayrı bir meşgaleydi.

Yaşlılar, önemsenmek ister, evde. Kendince bir şeyler yaptığını hissedince rahatlar, ruhen.

Bizim ninemiz, dışarı çıkınca evin yolunu unuturdu, kendince.

Ev içinde onu eve bağlamanın yolu, buydu.

Bazen kalın yorgan ipini iğneye geçirip, sıradan bir bezin etrafını elle dikme de apayrı bir çalışmaydı

Beşer, nisyan ile malûldür.

Yaşlanınca unutkanlık başlar, kendince.

Zihni diri, zinde tutmak için her bir meşgale yaşlılar için gereklidir.

Ramazan’ın beşindeyiz, bu gün.

Altmışı geride bırakmamıza rağmen, dünü unutmadık.

Bu gençlere ne oluyor, günümüzde?

Canlı hafıza, yerini bilgisayara ve telefona bırakmış.

Geçen gün, eve erken gitme telaşı içinde, ara sokakta bir tanıdığa rastladım.

Vakit darlığını belirttim:

-Ramazan’da çocuklar tek başına iftarda boynu bükük olmasın.

Muhatabım, ” Ramazan başladı, demek” Diye cevaplamasın mı?

Dünyada her türlü sıkıntıya, yokluğa dayanırız da bu topraklarda, Oruc’un beşinci gününde Ramazan’dan habersiz olma, apayrı acı.

Değerli dostlar, bayrama kaç gün kaldı?

Bu gün beşinci gün…

Bilinmeli ki unutkanlık âlim için bildiğini unutmak ise beladır.

Yakınını kaybeden, sıkıntılardan kurtulan için unutmak, bir nimettir.

Hangisine talib olmak isterseniz, size bağlı bir durumla karşılaşmanız, kaçınılmazdır.
Kaynak: Mehmet Ali Abakay

admin
Sosyal Medya

admin

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Gönder
Haber İhbar Hattı
Haber İhbar Hattı..
Lütfen Sağ Alttaki Gönder Butonunu Tıklayınız.