Mehmet Ali Abakay Yazdı: Güneş Saatleri Üzerine

ŞEHİR ARAŞTIRMALARI MERKEZİ TESPİTLERİ
Güneş Saatleri Üzerine

Saati odada duvar aksesuarı bilen kuşak vardı.

Her evde saatin olması düşünülemezdi.

Kola takılan saatler, gösterirşin simgesiydi.

Saatler, kurulurken dakiklik radyodaki ajans saatine uyumluydu.

Yaşlılar saat 13.00 ve 19.00 olunca herkes saatine bakardı, ajans haberlerini dinlerken.

Saniyeler dahi düzeltilirdi.

Iftar, sahur zamanı apayrı bir şenlikti.

Okunan ezan oldu mu saate bakılırdı.

Namaz vakitleri …

Bir yere varmadan önce ikide bir saate bakma.

Kimi zaman köstekli cep saatleri, ağır olmasına rağmen, yeleğin mini cebinde gümüş zinciriyle göz kamaştırırdi.

En çok tercih edilen cep saatleri, Rusya’dan TCDD için satın alınan saatlerdi.

Sonrasında değişik saatler girdi, hayatımıza.

Çocukların hayali kol saati gerçekleşti, kaçak saatlerle.

Cep radyolar gibi bollaştı, saatler.

Kurmaktan yorulanlar, otomatik, hareket ettikçe, saklandıkça kendini kuran saatleri tercih etti.

Köstekli saat kadar ağır olan otomatik saatler, varlıklı olmanın işareti bilindi.

Derken Japon ve onu izleyen Çin saatleri piyasaya hakim oldu.

Önceleri kasası metal, sonradan plastiğe dönüşen saatler…

Zamanla kurmalı saatlerin yerini elektronlu, pille çalışanlar aldı.
Basit bir mekanizmayla çalışan saatler yaygınlaştı.

Yaygınlaştıkça sıradanlık.

Kimi zaman bir kalemin kapağında yer aldı, serçe parmağının ilk boğumlu kadar.

Bazen, bir not defterinin kapak kısmında.

Elektronik hesap makinelerinde saat yer aldı.

Cep telefonları çıkınca bunun hükmü kalmadı.

Kimi şehrin ya da ilçenin saat kulelerinde ne akrep ne yelkovan, hareketliliğini sürdü.

Kimse kimseye saatin kaç olduğunu sormuyor, şimdi.

Dün böyle miydi?

Birçok cami ve medrese saatsiz değildi.

Istanbul’da, Şanlıurfada, Diyarbakır’da ve diğer şehirlerde bu saatleri gördük.

Gün ışığının sabit alanda metale vurmasıyla birlikte oluşan gölgenin zaman belirteci saatleri unutan unutana.

Bazen bu tür saatlere bakıp şaşıranlar vardır, acınacak yüz hatlarıyla.

” Ne gerek var?” Diyen çıkar.

Gördüğü tarihî yapılara bakıp gidenler, saatleri bile görmüyor.

” Çok mu, önemli?” Diyen de az değil.

Hava durumunu keçinin kuyruğunun dik ya da inik olduğundan biliriz.

Zamanı belirleyen sadece saat mi?

Cemrenin havaya, suya, toprağa düşüşü.

Anlatılacak çok şey var.

Şehrinizde zamanı belirleyen bu tür güneş saatleri varsa, birer matematik ve mühendislik harikası eseri, yerinde görmeyi ihmâl etmeyiniz.
Kaynak: Mehmet Ali Abakay

admin
Sosyal Medya

admin

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Gönder
Haber İhbar Hattı
Haber İhbar Hattı..
Lütfen Sağ Alttaki Gönder Butonunu Tıklayınız.