Mehmet Ali Abakay Yazdı: Şehir ve Duruş

ŞEHİR ve DURUŞ

Ağacın dikiminde dikkât edilecek hususlar var, bilen için.

Toprağa dikilen fidan için
can suyu esas.

Kökler, toprakla buluşacak.

Belli sürelerde bakımı şart.

Etrafı düzeltilecek.

Tutan fidanın rüzgâr ile eğilmesi, kırılması söz konusu.

Bir dönem yemyeşil olup şimdi kuruyan kalın bir dal ile komşuluğu olacak.

Birbirine ne söyler, lisân-ı hâl ile kupkuru dal ve yeni yetme fidan?

Dikilen mekân, evin bahçesi ise, etrafı çocuklar ya da kümes hayvanları zarar vermesin düşüncesiyle çevrilecek.

Nihayetinde üç dört tahta parçası…

Bir dönem, o tahta parçaları da ağaç gövdesi ya da dalından birer parçaydı…

Denebilir ki ağacı dikmek, korumak, büyütmek emek ister, sabır gerektirir.

Siz meyveye duran ağaç için yıllarca beklersiniz.

Seksen yaşında birinin ceviz fidanı diktiğindeki kasdının meyvesini yemek olduğunu düşünürseniz, gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklersiniz.

Dedesi babasına, babası oğluna, o torunlarına meyvesi içın dikmiştir, ceviz ağaçlarını, diğer yemiş ağaçlarını.

Hemen hemen her evin avlusunda doğan çocuk icin bir fidan dikmek adettendi, gördüğümüz kadarıyla.

Çok katlı apartmanlarda doğan çocuklar için, balkondaki saksı için bir tohum çekirdeğı ıslatıldığı görülmüş mü?

Bazen isme özel fidan dikimi teşvik edilir de mevcut olanın korunmaması ap ayrı muamma.

Hatıra Ormanı adıyla bir yerleşim yerinin girişinde belirlenen alanda gösterişli açılışlar düzenlenir, kurdelalar kesilir, tabela dikilir.

Bir kaç ay sonra kurur, dikilenler.

Etrafı bürüyen otlar, çalılıklar ve tabela…

Tabela güneşten, yağmurdan, kardan zamanla paslanır, bir süre sonra çürür, gider.

Adına hatıra ormanı dikilen mevkiî- makam düşüklüğüne uğramışsa o alandan geçilmez.

İşte bu bizim hikâyemiz, şehirle ne kadar örtüşür?

Şehirler için her bir kitabı, bir fidana benzetiriz, kimi konuşmalarımızda.

Kitaplar birikir ve o şehrin hatıra ormanına dönüşür.

Hatıra Ormanı’nda ne yazık ki çabuk yanma özelliğıne sahip çam fidanları dikilir…

Biz, çama düşman değiliz.

Çamın dikildiği yerde kolay kolay bitki yetişmez.

Çamın verdiği meyve, kozalaktır.

Bir kıvılcımla yok olup gider, yangını etrafa şıçratır, kozalaklarla.

Ülkenin dört yanını çamla donatmak akıl tutulması!..

Ağacın meyve vereni sadece insana hitap etmez.

Kuşundan kurduna, sürüngeninden her canlıya ağaç, meyvesiyle, gölgesiyle, dallarıyla, gövdesiyle, yaprağıyla fayda sağlar.

Erozyondan yağmura, bereketten kuraklığa kadar, uzun uzun konuşmak mümkün.

Değerli Dostlar;

Biz, meyve vermeyen kavağın dosdoğru olmasına hayranız, doğru.

Her ağaç, çam olmamalı.

ŞEHİR ARAŞTIRMALARI MERKEZİ ismini taşıyan çalışmamızda her şehrin kitaplığı, bir hatıra ormanı gibidir.

O kitaplıkta, sadece toprakta kendine yer bulan, başka bitki kabul etmeyen çam ağacına yer yok.

O kitaplık, her çeşit meyve veren ağaca sahip, yemyesil ve canlılık içinde olmalı.

Her dostumuzun adına birer hatıra ormanı oluşturması mümķün değil.

Şehrine dair kitaplığı bir hatıra ormanı düşünmesi mümkün.

Her okurun bu kitaplıktan faydalanması, ağaçların meyve vermesi hükmünde.

Belirtiyoruz, ısrar ediyoruz, anlatamıyoruz.
Kaynak: Mehmet Ali Abakay

admin
Sosyal Medya

admin

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Gönder
Haber İhbar Hattı
Haber İhbar Hattı..
Lütfen Sağ Alttaki Gönder Butonunu Tıklayınız.