Mehmet Ali Abakay Yazdı: Muharrem’le Sohbetler 32+1
MUHARREMLE SOHBETLER 32+1
Muharrem, seni ihmal ettim. Uzun zamandır, yazamadım. Kardeşlik hakkın var, üzerimizde.
Bilir misin, Afrika içimizde.
Bunu görmezlikten gelme hastalığı Mercedes araçla Cum’a’ya gelenleri üzmüyorsa sözümüz olmaz.
Mendil açmadık, avucumuz kapalı, yoksulun hakkını vermeme yüz kızartıcı suçtur.
Duada bunlar ne söyler, Muharrem?
Bilirim, cevapsız kalır, bu sorum.
İçimde kalmasın, diye belirttim.
Muharrem, herkes kendince çalıp duruyor, söyledikleri hangi musıkînin hangi parçaları?
Bilemiyorum, doğrusu.
Hayatın içinde olmak, başkasının derdiyle dertlenmektir, işimiz.
Içimizde Afrikalılar yanında İrlandalılar eksik olmuyor, maalesef.
Seni sevdiğimi bilirsin, Muharrem.
Gizli-saklı bir durumumuz olmadı, seninle, olması mümkün değil.
Muharrem, ne demeli, bu konuda?
İnsan, açlıkla imtihan edilmemeli.
Dünyaya gelen herkes, rızkıyla gelir.
Kimse açlıkla imtihan edilmemeli.
Muharrem, hava bedava kaldı sadece.
Su parayla, artık.
Sudan elektrik parayla.
Yeraltından çıkan, herkesin hakkı olan madenler, gazlar, petrol parayla.
Muharrem, kimi kesik olan parmağı bile ıslatmak için para ister oldu.
Muharrem, adam apandistini bile parayla satma teklifine yok demeyecek durumda.
Muharrem, para çağın putu haline geldi, getirildi.
Hepsi pamuk ve selüloz, aslında.
Mürekkebi aynı, yazıları farklı.
Muharrem, bizi kim anlayacak, bu durumda?
Bilemiyorum, Muharrem kardeşim.
Parası değerli ülkelerin efendi konumu, gücüme gidiyor, doğrusu.
İçimdeki anarşist duygular gün be gün öfkeye dönüşüyor, siyahî öfkeden beter.
Muharrem, yoksa çağın hastalığı mı, tutulduğum?
Muharrem, hep benden yardım isterdin, akıl danışırdın, bana.
Muharrem, cinnete davetiyedir, durumum.
Muharrem, seninle dertlendim, kederlendim.
Şimdi, senden yardım eli bekliyorum.
Neden bu duruma düştük?
Hakkımı helal etmiyorum, kimseye.
Ne el öptüm ne öptürdüm…
Kimsenin alnından da öpmem, bilirsin.
Bizi öptükleri yeter, artık.
Bilir misin, ceketimin düğme ilikleri ilk günkü gibi yeni, iliklenmemiş ceket düğmelerim kırık ve aşınmış değil
Ceketimin cepleri, halen terzi dikişli ve açılmamış.
Muharrem, ne ideallerle yola çıkmıştık, şimdi ne oldu?
İnsanlığa hizmeti gaye edinmiştik.
Hak, hukuk ve kardeşlik demiştik.
Elde ve avuçta ne varsa harcamıştık.
Tek gayemiz, buydu.
Eve parasızlıktan yaya geldiğimizi bilirsin.
Aç olanlar doydu mu sevinirdik.
Hayır ve dua beklerdik, bilirsin.
Onlar yetkili oldu, müdür oldu, imza sahibi oldu.
Şimdi yanımızda göremiyoruz, bir türlü.
Gelseler, dikkât çekermiş…
Onlara her ay harçlıklarını verirdik.
Bizi gördüklerinde köşe- bucak kaçar vaziyet.
Muharrem, mayası bozukluk bu olsa gerek.
Hani dünya malı ve mülkü ateşten gömlek idi. Biz, böyle yetişmiştik…
Hiçbir şey, bizim değildi, sadece emanetti, sahip olduklarımız…
Emanet, talep olduğunda açılmamış mektup gibi iade edilirdi.
Muharrem, bizi bozuk, çalışmayan saatin gün de zamanı iki kez doğru gösterdiğine ikna eden edene..
Zamanın ne olduğunu sağlam saate bakıp söyleyenler, saatin bozuk olduğunu maharetle saklar, durur.
Muharrem, mevsim bahar.
Aylardan Ramazan.
Yüreğim burkuk, ruhum sıkkın, moralim bozuk.
” Allahım bizi affet!..” diyorum, her daîm.
Biliyorum, Muharrem ameller niyetlere göredir.
Aç olan mazlum, mahzun insanım..
Dertleriyle dertlenmemek benim için ölümdür, insanımın.
Canlı cenaze misali koşuşturmam.
Çoğu yoldaşlar, dünyalık peşinde.
Bundandır, ahde vefasızlığın manzarası.
Muharrem, bunu sana anlatmam, belki üzer seni, üzecektir biliyorum.
Bu hayattan sonra yeni bir hayatın olduğuna iman etmişiz, bilmeyenler vardır.
Biz, böyle büyüdük, Muharrem.
Biliyorum, zenginlik belirtilenin kıymetinin kibrit çöpü etmediğini.
Elbette haklının haksızdan hakkının alınacağı mahkeme vardır.
Biliyorum, başarısızlığın kökeninde bir samimiyetsizlik vardır.
Farkındayım, saflar değişip durur, çok yerde aranan menfaat ve çıkar vardır.
Muharrem, bana dua et, beni unutma dualarında.
Anlıyorum, mağlubiyetler galibiyetin pekiştiricisidir.
Nihayetinde muradı belli, bu yola çıkanların.
Yokların yok olduğu bir dünya vardır.
Harap gönülleri onaran Mimar, şehirleri elbette eski haline getirecek, buna inanan senin gibi gençler mutlaka vardır.
Kaynak: Mehmet Ali Abakay
- Ali Süzen Yazdı: Doktor(Rektör) Bu Ne? - Nisan 6, 2025
- Edirne Yerel Tarih Grubu’nda “Küçük Paris” Konuşuldu - Nisan 6, 2025
- Bu Köyde Yaşayanlar Hasta Olmuyor: Edirne’nin En Güzel Köyü Seçildi! - Nisan 6, 2025